Yazı Detayı
22 Temmuz 2019 - Pazartesi 17:27 Bu yazı 642 kez okundu
 
Adnan Menderes örnek alınacak, örnek gösterilecek bir siyasetçi değildir…
Adnan PELVANLAR
adnanpelvanlar2@gmail.com
 
 

Adnan Menderes örnek alınacak, örnek gösterilecek bir siyasetçi değildir…

Günümüz siyasetçileri, taraf kazanmak amacıyla zaman zaman Adnan Menderes’i överler, örnek aldıklarını söylerler…

 

 

Devlet adamlarımıza saygı başka bir şey onların hatalarını konuşmak, bilmek ayrı bir şeydir. Tarihimizden ders çıkarmak için siyasilerimizin hatalarını bilmek ve konuşmak zorundayız…

 

M. K. Atatürk, 1923’te Cumhuriyeti kurduğunda şekeri, bezi, unu, kiremidi ve birçok ürünü yurt dışından satın alıyorduk… Okul yüzü görmemiş halkımız yoksulluk içindeydi…

 

M. K. Atatürk, bu zor koşullarda ülkenin kıt kaynakları ile 15 yılda 46 fabrika kurdu; tarım ve hayvancılıkta yatırım ve üretimi başlattı. Siyasi ve ekonomik bağımsızlığımızı korudu, karşılıksız para bastırmadı; enflasyona ve devalüasyona izin vermedi.

1945’te 2. Dünya Savaşı’ndan güçlü çıkan ABD, kendine göre yeni bir dünya düzeni kuruyordu.

ABD’nin bu yeni dünya düzenine ilk yanaşan CHP oldu. CHP’li Recep Peker hükümeti, IMF’nin beklentisine göre Eylül 1946’da yüzde 116 oranında devalüasyon yaptı. Ardından IMF’ye üye olduk.

14 Mayıs 1950 seçimlerini DP kazandı. Başbakan olan Menderes, Mecliste yaptığı ilk konuşmada kendisini milletvekili yapan Atatürk’ten tek kelime bile söz etmedi. Yönü belli olmuştu: ABD

ABD rüyası içindeki Menderes “her mahallede bir milyoner yaratacağız”, “küçük Amerika olacağız” diyordu.

Mayıs-1950’de başta Genelkurmay Bşk. olmak üzere tüm kuvvet ve ordu komutanları dahil 15 general ve 150 albayı emekli etti. TBMM’ye sunmadan aldığı kararla Eylül 1950’de 4500 kişilik Türk Tugayını Kore’ye gönderdi; ardından 1500 askerimizi daha gönderdi.

 

1950-1953 arasında Türk Tugayı, Kore'de katıldığı 14 vuruşmada, toplamda 721 şehit, 2147 yaralı, 234 esir, 175 kayıp verdi.

Menderes Hükümetinin başvurusu üzerine Türkiye, 8 Eylül 1952'de NATO'ya kabul edildi. Mart-1953’te İzmir’de NATO Karargahı kuruldu.

Menderes’in ekonomi politikasını belirleyen Dünya Bankası’nın Türkiye için hazırladığı raporlardı. Bu raporlarla ABD, Türkiye’ye ‘tarım ve yeraltı maden üreticisi’ ve Avrupa’nın ‘tahıl deposu’ olma görevini vermişti. Güya savaş sonrası açlık çeken Avrupa’nın Türkiye’nin tarım ürünlerine ihtiyacı vardı.

 

Aslında, ABD Türkiye’ye oyun oynamıştı. ABD’nin Avrupa ülkelerine yönelik Marshall yardımının 3,8 milyar dolarlık kısmı, Avrupa ülkelerine yapılacak tarımsal ürün yardımıyla ilgiliydi. Marshall Yardımı, bu tarımsal ürünlerin ABD’den yapılmasını öngörüyordu. Nitekim, Marshall Programı, o yıllarda ABD’de tarım kesiminin gelişmesini sağlamıştı.

Oysa, Türkiye’nin, o tarihlerde tarımsal ürün ihracatçısı bir ülke olarak Avrupa pazarına girmesi ve pazar ele geçirmesi oldukça güçtü ve hatta olanaksızdı.

ABD dayatmasıyla 1950’den itibaren demiryolu yerine karayoluna ağırlık verildi. Böylece ABD’nin otomobil ve petrolüne iyi bir müşteri olduk.  

ABD telkinleri ile 4 Ekim 1950’de dış ticaret serbestleştirildi. İthalatın serbest bırakılmasıyla ABD’nin otomobil, kamyon, traktör, buzdolabı, çamaşır makinesi, elektrikli fırın gibi malları Türkiye’ye dolduruldu. Ama altın ve döviz stoklarımız erimişti.

 

Dış ticaretini serbest bırakan, tarımda Avrupa’ya ihracatı göremeyen Menderes Hükümeti 1952 yılı sonunda döviz darboğazına girdi. İkinci yılın sonunda serbest dış ticarete son verdi. Fakat ipin ucu bir kez kaçmıştı.

7 Mart 1954’de metnini ABD’nin hazırladığı Petrol Yasası ile yabancılara petrol arama ve çıkarma izni verildi.

Başbakan Menderes, 1954-Mayıs ayında, iktisadi yardımların artırılmasını istemek üzere ABD gezisine çıktı. Fakat, Menderes, ABD’ye giderken hedeflediği 300 milyon dolarlık ekonomik yardım konusunu, gündeme dahi getiremeden Türkiye’ye döndü.

ABD ile yapılan gizli anlaşmalar gereği; 1955’ten itibaren; Buğday, arpa, mısır, konserve sığır eti, peynir, süt tozu, pamuk tohumu, soya fasulyesi yağı satın almaya başladık.

 

Radyolarda dini duygulara seslenen programlarla halkın desteğini aldı…! Köy enstitülerini kapatıp İmam Hatip okullarına ağırlık verdi.

 

1957 seçimlerinden beklediği oyları alamayan DP, Vatan Cephesi’ni kurdu. Radyoda her gece Vatan Cephesi’ne katılanların isimleri okundu; ülkede kavgalara, çatışmalara giren karşıt topluluklar oluştu.

 

1958’de, IMF’nin dayattığı devalüasyonu %218 olarak yaptık ama ABD’nin taahhüt ettiği krediler, Menderes Hükümetine kullandırılmadı.

MİT'in maaşlarını bile CIA ödemeye başladı…! Ordumuz, ABD yönetimine girdi…! Darbeler, muhtıralar hep ABD kontrolünde gelişti…!

 

Menderes hükümeti, 11 Mayıs 1959’da IMF ile borç erteleme anlaşmasına gitti; taksit ödemeleri 2001 yılına kadar sürdü.

 

Bu gelişmeler üzerinden sonra Menderes, ekonomik konularda görüşme yapmak üzere Sovyetler Birliği’ne gitme kararı aldı. Ancak, 27 Mayıs darbesi geldi…

 

Atatürk’ün önümüze koyduğu ve uyguladığı ilkelerden; “Yurtta barış, dünyada barış” ve tam bağımsız olarak eğitimde, sanayide ve tarımdaki kalkınma politikalarından ayrılmamış olsaydık, Türkiye bugün bu durumda olur muydu?

 

Kaynaklar:

Türkiye Kısa İktisat Tarihi, Nazif Eksen- ODTÜ Yayınları

Türkiye İktisat Tarihi, Korkut Boratav- İmge Yayınları

Türkiye’nin İktisadi Gelişme Tarihi-1914-2001, Erdinç Tokgöz, İmaj Yay.

Cumhuriyet Tarihi, N. İlter Ertuğrul- ODTÜ Yayınları

 
Etiketler: Adnan, Menderes, örnek, alınacak,, örnek, gösterilecek, bir, siyasetçi, değildir…,
Yorumlar
sanalbasin.com üyesidir
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Haber Yazılımı