Yazı Detayı
02 Ağustos 2019 - Cuma 10:51 Bu yazı 492 kez okundu
 
Dolar kuru bir iniyor, bir çıkıyor! Sıcak para bir gidiyor, bir geliyor! Peki, kimler kazanıyor, kimler kaybediyor…?
Adnan PELVANLAR
adnanpelvanlar2@gmail.com
 
 

Dolar kuru bir iniyor, bir çıkıyor! Sıcak para bir gidiyor, bir geliyor! Peki, kimler kazanıyor, kimler kaybediyor…?

 

 

ABD Başkanı Nixon, 1971’de, neoliberal/vahşi kapitalizmin temelleri olacak kararları almaya başlamıştı:

1) Dolar’ın Altın’a çevrilebilirliğini iptal etti. 2) Karşılıksız Dolar basmaya başladı. 3) Sermaye hareketlerini serbest bıraktı.

ABD’nin ardından Avrupa ülkeleri de neoliberal kervana katıldı. Küresel vurguncu/tefeci George Soros’un dediği gibi, Neoliberal/Vahşi Küreselleşme, “Finans Sermayesini; Wall Street Banker/Tefecilerini, sürücü koltuğuna oturtmuştu”.

 

Sonraki yıllarda Dünya Bankası ve IMF’nin borçlarla köşeye sıkıştırdığı ülkeler de neoliberalizme geçmek zorunda bırakıldı. Ülkelerin ana politikaları özelleştirme, ticaretin serbest bırakılması ve kemer sıkma oldu.

 

S. Demirel, ABD-IMF’nin neoliberal reçetesini, 24 Ocak 1980 ekonomik kararları diye Bakanlarına okutmadan imzalattı, 12 Eylül darbesiyle de T. Özal uygulamaya başladı. Artık, ekonomide devletin yerini yerli ve yabancı patronlar almıştı.

1984 yılında dalgalı kura geçtik. 1989’da sıcak paraya izin çıktı.

Neoliberal ekonomiye geçtikten sonra Türkiye çok büyük ekonomik/toplumsal darbeler aldı:

Kasım 1993: Çiller – Karayalçın Hükümeti; sıcak paraya ödenen faize vergi getirme kararı aldı. Bu karar üzerine bir anda Türkiye’den hızlı bir sermaye (sıcak para) çıkışı başladı. Türkiye’nin döviz rezervleri bir anda eridi, ardından iflaslar başladı…

Mart-1995: Çiller-Karayalçın ikilisi, Gümrük Birliği Anlaşmasını TBMM’ye getirmeden imzaladılar; Türkiye dış ticaretinin yönetimini Brüksel’e bıraktılar. Sanayimizde çöküşü başlattılar…

2001 krizi: 19 Şubat 2001’de Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer ile B. Ecevit'in arasında yaşanan tartışma sonrasında hızlı bir sıcak para çıkışı yaşandı. Türkiye ekonomisi çok ağır bir krize girdi.

1981’den itibaren yaşadığımız onlarca kısa/uzun dönemli krizlerde yüzbinlerce şirket iflas etti, milyonlarca kişi işsiz kaldı… İflas eden çok sayıda banker ve batan 35 bankayla birlikte milyonlarca kişinin birikimleri de buhar oldu…!

 

 

Gelelim günümüze; Gümrük Birliği anlaşmasına bağlı olarak gümrüksüz ithal mallar ülkemize doldu; sanayimiz tamamen çöktü. Erdoğan da Kemal Derviş’in 2001’de bıraktığı IMF reçetesine devam etti, tarım ve hayvancılığı gözden çıkardı; iğneden ipliğe her şeyi, ektiğimiz buğday, ayçiçeği tohumlarını bile dışarıdan üstelik dış borçla satın almaya başladık.

Haliyle, dış borcumuz ve cari açığımızla birlikte ülke riskimiz de arttı; dış borçlarımıza yüksek faiz ödemeye başladık.  

Döviz darboğazı nedeniyle 2017’den itibaren döviz kurları artmaya başladı; 2018’de hızlandı. Bu süreçte dalgalı kur rejimi nedeniyle kurlar inip çıkmaya başladı. Kurların artışından, dalgalanmasından ihracatçılarımız dahil tüm kesimler zarar etmeye başladı.

Dolar kuru yükseldikçe enflasyon arttı, ücretler, birikimler eridi…

Doların bu durumu karşısında sözde ekonomistler, kur yorumlarına başladılar: Dolar kuru 8 lira olacak diyen de vardı, 12 lira olacak diyen de…! Olabilirdi ama ne zaman ve hangi dengelerde...? Üstüne iç ve dış siyasetteki çalkantılar da eklenince kafalar karıştı… Paniğe kapılan insanlarımız, TL birikimlerini 6.-, 6.25 gibi yüksek kurlardan dolara çevirip yıllık %1,5-2 faize razı oldular.

Sonuçta, birikimlerini yüksek kurlardan Dolara bağlayanlar, hem sonradan düşen kurlar nedeniyle hem de TL’deki %19-%24 gibi yüksek faizleri kaçırdıklarından dolayı birikimlerini, enflasyona karşı önemli ölçüde eritmiş oldular…

Ancak, Türkiye’nin dış borcu 453 milyar dolar, yıllık döviz ihtiyacı yaklaşık 200 milyar dolar iken (hele siyasi krizler patlak verdiğinde) döviz kurlarının artmayacağını, dalgalanmayacağını söylemek mümkün değil.

Kurların dalgalanmasından kimler kazançlı çıktı?

Yerli/yabancı vurguncular; Dolar alıp/satarak; kurları yukarı aşağı hareket ettirirken milyonlarca Dolar kazanç elde ettiler.

Kur artışından, dalgalanmasından kimler kaybetti? 

1-Yükselen kurlar nedeniyle her şeye zam geldi ama çalışanların ücretlerine gereken zam yapılmadı. Ücretler eridi; Çalışanlarımızın emeği hem içeride hem de dışarıda çok ucuza gitti…

2-Üretiminde %70-75 ithal mal kullanan sanayicimiz, kur artışlarını satış fiyatına ekledi. Zamlı malını sattıysa kur farkını vatandaş ödedi. Malını satamayan sanayici zora girdi; Konkordatoların, iflasların, işsizliğin nedeni bu oldu…!

Sonunda, döviz vurguncularının kazançları, yabancılardan alınan-satılan mallar üzerindeki kur farkları, dış borçlarımıza ödenen yıllık yaklaşık 25 milyar dolar faiz, bazı milletvekillerinin duble maaşı, makam aracı masrafları, cemaatlerin harcamaları vs vatandaşlarımızın sırtına bindi; yoksullaştık, 7 milyonu aşkın insanımız işsiz kaldı…

75 yıldır ABD-AB yönetiminde yaşarken uğradığımız bu krizlerden, yoksulluktan, cahillikten ancak, M. K. Atatürk’ün tam bağımsız, üretime dayalı, halkçı, planlı karma ekonomi modeline geçmekle kurtulabiliriz… Bunun dışında başka bir çıkış yolumuz yok…!

Bunları konuşması gereken CHP ise, Ermenici, Rumcu Kılıçdaroğlu’nun etrafına topladığı TESEV-Soros takımının işgali altında; tek hedefleri SEVR’i uygulamak…

 

 

 
Etiketler: Dolar, kuru, bir, iniyor,, bir, çıkıyor!, Sıcak, para, bir, gidiyor,, bir, geliyor!, Peki,, kimler, kazanıyor,, kimler, kaybediyor…?,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Tunç Soyer, Rum- Yunan aşkından, ülkemizi parçalama sevdasından vazgeçin, işinize bakın…!
Mermer, kireç taşı, perlit, çakıl taşı, kuvars, dolomit vd ihracatı kesinlikle yasaklanmalı…!
I. Balkan Savaşı’nda Ermeni Çetelerinin Türklere, Müslümanlara uyguladığı vahşet, soykırım…!
İzmir; Kınık, Menderes ve Torbalı’daki taşocakları tüm yaşamı bitirmek üzere…!
Ülkemizde; İş bulmak, çalışmak, emekli olmak ve emekli maaşı ile geçinebilmek…!
2 Sevr peşindeki AB-ABD’nin içimizdeki işbirlikçileri; Kılıçdaroğlu, İmamoğlu, Soyer… (2)
Kılıçdaroğlu, İmamoğlu, Soyer yerel yönetimlere özerklik derken hedefleri Ülkemizi parçalamak…! (1)
YENİ OSMANLI DEDİLER, ESKİ OSMANLIDAN BETER OLDUK
Sayın Tunç Soyer’den Alsancak İskele önü merdivenlerinin düzeltilmesini rica ediyoruz…
CHP’lilerden sonra Siyonist Yahudiler de HDP-PKK- YPG’nin yanındayız dedi…!
2020’de Geçinmek, daha da zor olacak…!
Kılıçdaroğlu, Büyük Ermenistan için Kürtleri kullanıyor, Halkımızı da aldatıyor…
Son İstanbul depremi üzerine, kentsel dönüşüm RANT-projelerini yeniden sorgulayalım…!
İmam Hatip eğitimi ve MHP kültürü Türkiye’yi nereye götürür…?
Vatandaşın aldığı ücretler ve bankalardaki mevduatları aşırılıyor…!
KILIÇDAROĞLU, TERÖRİSTBAŞI APO ve KÜRESEL TEFECİ SOROS’UN EMRİNDE; ÜLKEMİZİ PARÇALAMA PEŞİNDE…!
EĞİTİM SİSTEMİMIZDE, GENÇLERİMİZE GELECEK YOK…! PEKİ, AVRUPA’NIN EĞİTİM SİSTEMİ…?
Adnan Menderes örnek alınacak, örnek gösterilecek bir siyasetçi değildir…
Fetullah Gülen, ABD’yi yöneten Siyonist-Evanjelist bankerlerin, tefecilerin maşasıdır…!
SOSYAL DEMOKRASİ / DEMOKRAT KANDIRMACALARI
sanalbasin.com üyesidir
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Haber Yazılımı