Yazı Detayı
18 Eylül 2019 - Çarşamba 15:05 Bu yazı 620 kez okundu
 
İmam Hatip eğitimi ve MHP kültürü Türkiye’yi nereye götürür…?
Adnan PELVANLAR
adnanpelvanlar2@gmail.com
 
 

İmam Hatip eğitimi ve MHP kültürü Türkiye’yi nereye götürür…?

 

Orta okul çağlarında mahalleden, arkadaşım rahmetli H., Fatih, Çarşamba semtindeki İmam Hatip Lisesi’nde yatılı okuyordu. Hafta sonları görüşürdük. Ben, ona matematik derslerinde yardımcı olurdum. O da bana mezheplerden, hadislerden dini bilgiler aktarmaya çalışırdı. Babası Hafız amca, mahallenin diğer çocukları gibi bana da Kur’an’ın bazı ayetlerini ezberletmişti.

 

Gerçekte çok iyi bir insan olan arkadaşımın, İmam Hatip’li olarak kadınlara bakışı farklıydı. Genelev kadınlarına ateş püskürürdü. Ben de o çaresiz kadınlara bu öfkesinin nedenini anlayamazdım. Kadınlarla ilgili şu cümlesini hiç unutmadım: “Şehvet öyle bir şeydir ki, anneni bile çıplak görsen saldırırsın…!” Bu tür düşünceleri saplantı haline getirmiş birinin işlediği tecavüz suçunu “Tahrik oldum…” diyerek savunması ve bu düşünceye aynı pencereden bakanların bu kişileri iyi halden serbest bırakmaları günümüzde olağan hale geldi.

 

Arkadaşımın, İmam Hatip’te okuduğu dersler, akıl yürütmeden, kuşku duyulmadan kabul edilmesi gereken (asırlar öncesinden aktarılan) nakli ilimler idi: fıkıh (İslam hukuku), kelam (din bilimi), tefsir (yorum) ve Kur’an’ın Arapça ezberlenmesi…

 

Selçuklu ve Osmanlı medreselerinde de bu dersler okunurdu. Yani 800-900 yıldır aynı dersleri okuyoruz. Bugün 4+4+4 yasasıyla, eğitim sistemimiz de Medrese eğitimine dönüştürülmek isteniyor.

Osmanlı’da hangi mezhepten, tarikattan olurlarsa olsunlar, her türden ilmi ve düşünce faaliyetlerini, ulemanın belirlediği hukuki çerçevenin içinde yürütmeye zorunluydular. Bu nedenle Osmanlı’da “özgür düşünce” ortamı yoktu.

Örneğin, söz ve tavırları nedeniyle zındık(dinsiz) olarak kabul edilen Şeyh İsmail Maşuki (ö. 1538), Şeyh Muhyiddin Karamani (ö. 1550) gibi şeyhler, şeyhülislam Ebussuud’un fetvasıyla idam edilmişlerdi.

 

Osmanlı’nın bu akıl yürütmeyi bir kenara koyan düşünce yapısı, dini kullanarak oy toplayacağını bilen siyasetçiler tarafından 1950’lerden itibaren tekrar Cumhuriyeti’mize sızdırıldı. A. Türkeş, Türkçülük ülküsü ile girdiği siyasete, yeşil kuşak projesine paralel Türk-İslam Sentezi kurgusu ile devam etti. Türk-İslam sentezi ile biat (bir kimsenin egemenliğini koşulsuz kabul etme) anlayışı, siyasetimizin temel kültürü oldu.

 

2010 yılında İstanbul Gaziosmanpaşa’da MHP ilçe üyelerine, siyasi ve iktisadi tarihimizle ilgili sunumlar yapmıştım. Bu nedenle MHP’den birçok kişi ile arkadaş olarak değişik konularda konuşmalarımız olmuştu. Ancak, bu konuşmalarımızda özgür bir düşünce ortamı kurulamıyordu. Partideki bir uygulamaya dönük bir öneri bile söz konusu olsa hemen “Aman Partimizi yıpratmayalım…”, sözümün Genel Başkana dokunduğunu düşündükleri anda da “Başbuğ eleştirilmez…” diyerek sözümü kesiyorlar, konuşturmuyorlar, konuşmuyorlardı. Sanki parti tüzüğü, programı kutsal, başkanı da kutsal kişi idi.

 

Bir kurumda eleştiri yasaklanmışsa, o kurumun gelişmesi, ilerlemesi mümkün değildir. Eleştiri kültürü olmayan bir kurumun üyeleri de eleştirel düşünce yeteneklerini yitirmeye, kendilerini bilgisiz hmeye ve olayların akışını, denetimini yapamaz hale gelirler. Bu durumda, her şeyi çok iyi bilen(!!), ağzı laf yapan bir genel başkana ihtiyaç olacaktır. Böylelikle yönetime gelmiş herhangi bir kişi, pek zeki ve yetenekli olmasa bile, partiyi ve devleti yönetebilme olanağına kavuşabilmektedir.

 

İşte siyasetimizde yıllardır yaşananlar budur.

2002’de koalisyonu yıkıp erken seçim kararını tek başına(!!) alan Bahçeli değil miydi?

2014’de Ekmeleddin ihsanoğlu’nu, ABD-Soros’un işareti üzerine tek başına aldığı kararla cumhurbaşkanı adayı yapan Kılıçdaroğlu değil miydi?

Başkanlık sistemi ile devletin tüm yetkileri, tek başına Erdoğan’a verilmedi mi?

 

Bu çıkmazdan kurtulmanın tek yolu, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün başlattığı ancak kesintiye uğratılan Aydınlanma Hareketini yeniden başlatmaktır.

 

Son söz, akıl yürütmeye karşı çıkan İmam Gazali’nin:

Ey oğul, gramer, aruz, şiir, astronomi, belagat(iyi konuşma) tıp, mantık, (felsefe olarak kabul ettiği için)kelam gibi bilimleri okumakla, Tanrı’nın rızasının aksi yönde ömrünü kaybetmekten başka ne kazandın!”

 

 

 
Etiketler: İmam, Hatip, eğitimi, ve, MHP, kültürü, Türkiye’yi, nereye, götürür…?,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Mermer, kireç taşı, perlit, çakıl taşı, kuvars, dolomit vd ihracatı kesinlikle yasaklanmalı…!
I. Balkan Savaşı’nda Ermeni Çetelerinin Türklere, Müslümanlara uyguladığı vahşet, soykırım…!
İzmir; Kınık, Menderes ve Torbalı’daki taşocakları tüm yaşamı bitirmek üzere…!
Ülkemizde; İş bulmak, çalışmak, emekli olmak ve emekli maaşı ile geçinebilmek…!
Kılıçdaroğlu, İmamoğlu, Soyer yerel yönetimlere özerklik derken hedefleri Ülkemizi parçalamak…! (1)
YENİ OSMANLI DEDİLER, ESKİ OSMANLIDAN BETER OLDUK
Sayın Tunç Soyer’den Alsancak İskele önü merdivenlerinin düzeltilmesini rica ediyoruz…
CHP’lilerden sonra Siyonist Yahudiler de HDP-PKK- YPG’nin yanındayız dedi…!
2020’de Geçinmek, daha da zor olacak…!
Kılıçdaroğlu, Büyük Ermenistan için Kürtleri kullanıyor, Halkımızı da aldatıyor…
Son İstanbul depremi üzerine, kentsel dönüşüm RANT-projelerini yeniden sorgulayalım…!
Vatandaşın aldığı ücretler ve bankalardaki mevduatları aşırılıyor…!
KILIÇDAROĞLU, TERÖRİSTBAŞI APO ve KÜRESEL TEFECİ SOROS’UN EMRİNDE; ÜLKEMİZİ PARÇALAMA PEŞİNDE…!
EĞİTİM SİSTEMİMIZDE, GENÇLERİMİZE GELECEK YOK…! PEKİ, AVRUPA’NIN EĞİTİM SİSTEMİ…?
Dolar kuru bir iniyor, bir çıkıyor! Sıcak para bir gidiyor, bir geliyor! Peki, kimler kazanıyor, kimler kaybediyor…?
Adnan Menderes örnek alınacak, örnek gösterilecek bir siyasetçi değildir…
Fetullah Gülen, ABD’yi yöneten Siyonist-Evanjelist bankerlerin, tefecilerin maşasıdır…!
SOSYAL DEMOKRASİ / DEMOKRAT KANDIRMACALARI
sanalbasin.com üyesidir
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Haber Yazılımı